10 OCAK, SALI, 2017

İnanç Avadit’in Bura’sı

Natama Yayınları’ndan geçtiğimiz yılın aralık ayında çıkan beş şiir kitabından(*) biri olan İnanç Avadit'in ilk şiir kitabı buradan kurtulmak bize kaldı üzerine bir değerlendirme.

İnanç Avadit’in Bura’sı

büyük şiir başarılmış endişedir”1

Harold Bloom

Cemal Süreya 9 Ocak 1958 tarihli Pazar Posta’sına yazdığı yazının başlarında “Çağdaş şiir hep alışkanlıklara, yerleşmiş simetrilere, edinilmiş rahatlıklara karşı olmuştur. N’olursa olsun yenilenmek, en büyük kaygısı bu onun.”(2) tezini ortaya atar. Benzer bir konuyu 1963'te Turgut Uyar da dile getirmiş (Dönem, Kasım 1963): "Evet şiir çıkmazda. Çünkü insan çıkmazda. Ama bütün sorun bir çıkmazın bilincine varmakta. Şiirin çıkmazda olmadığını düşünenlerden yana değiliz."(3) 

Frank Herfort

Natama Yayınları’ndan geçtiğimiz yılın aralık ayında çıkan beş şiir kitabından(*) biri bir ilk kitap, İnanç Avadit'in buradan kurtulmak bize kaldı kitabı. Yukarıda alıntıladığım iki görüşe paralel bir çizgide şunu söyleyebilirim, Bloom’un endişe, Cemal Süreya’nın karşı olmak, Turgut Uyar’ın çıkmaz dediği şey İnanç Avadit’te var. Bu yazı için bu olan şeye dert diyeceğim. Bu dert konforlu bölgenin, edinilmiş rahatlıkların dışına itiyor onu, bir çıkmaza dâhil ediyor. İçinde bulunduğu hayatın rutinlerini oluşturup, bu rutinler dâhilinde güvenli bir bölgede yaşamayı reddediyor. Olabilecek tüm riskleri göze alarak yeni alanlar yeni bölgeler aramaya çıkıyor. Bu dertten yola çıkarak yazılan şiirlerden oluşan bir kitap izlenimi veriyor ve bu yüzden kitap baştan sona tek bir şiirmiş gibi okunabiliyor. Kitabın ismi de bu şiire dâhil, dert öyle işlemiş ki, her şiir sonuna eklenebilecek bir dize gibi kitabın ismi: buradan kurtulmak bize kaldı. Kitap, ismini "And Dağları Uçak Kazası”nın kazazedelerinden Nicolich’in kurduğu bir cümleden alıyor(4)**. İşlenen konularda, dize kurulumlarında, kelime seçimlerinde de güvenli bölgeyi delmeyi tercih etmiş. Her şiirde yakaladığı “bura”lar var ve oralardan kurtulmaya çalışırken “bura”nın şiirini kurmuş oluyor. Sonra bu bura’lar toplanıp bir hayatı ve bu kitabı oluşturmuş oluyor. Kitap kapağındaki apartman görseli de yine kitabın kurgusuna uygun olarak, ayrı hayatların toplamını ifade eden bir imge olarak kabul edilebilir; yatayda ve dikeyde ayrı ayrı yaşayan ancak toplamda tek bir apartman olarak görünen hayatlar.

Belli bir yapının kalıplarına sığınıp baştan sona ağlak, lirik, aforizma kaynayan, tek dize/slogan üzerine kurulmuş ya da salt ironiden oluşan, derdini okuyanın gözüne sokan şiirler yazmak yerine, beyin cimnastiği yapmayı, yaptırmayı tercih etmiş. Bu kadar farklı konuda beyin cimnastiğini en son ÖSS çalışırken yapmıştım; evrim, dünya tarihi, biyoloji, dil bilimi, ekonomi, İsmet Özel, politika, Ulus Baker…  denilebilir ki kendi derdini aktarmak ve/veya kendi derdine kendinden çare bulmak için olabilecek her dili, her imkanı, bugüne kadar edindiği birikimini seferber etmiş.

Frank Herfort

Kitabın girişinde bir Ulus Baker alıntısı yer alıyor: “çöldeyiz ve başka bir yerde değiliz…” Bu alıntıya atfı “danimarka krallığında solgun bir gül” şiirinde buluyoruz; “işte buradayız ve başka bir yerde değiliz” diye başlayıp optik teorilerinden ve gözün görüp göremeyeceği renklerin ayrımından bahsedilerek devam eden şiirde.

İsmet Özel’i “yürüyen bir merdivene doğru hızla” şiirinde görüyoruz:

yer demir gök bakır

West indies, kızıl elma, ithaki maçin!

Uzun yoldan gelmedin;

insansın insanlar arasında.” dizeleri Özel’in “Mataramda Tuzlu Su” şiirine göndermeler içermekle birlikte, “bitti mi, yok mu yol, mobius şeridi üzgün”  dizesindeki mobius şeridi, İsmet Özel’in dalgalı olan çizgisini belirtmesi açısından yerinde bir benzetme olmuş.

kalp krizi belirtileri ve kısa açıklamaları" kitabın açılış şiiri. Belirtileri olduğu gibi yazmasına yazmış ancak asıl olay “ …kısa açıklamalar” kısmında yer alıyor. Şu insanın veya berideki insanın kalbine dair değil; herhangi bir yerde yaşayan herhangi bir insanın kalbinin herhangi bir günde ya da bir ömürde nelerle karşılaşma ihtimali varsa onlar sıralanıyor. Fakat arada herhangi bir yerdeki insan olmaktan çıkarıp tanıdığımız, bildiğimiz yerin insanı çıkıyor karşımıza:

kira, aidat, sgk kesintisi ve bomba”,

Kırık dişlerle dolu bir ağza benziyor şimdi memleket

yüzdelerin savaşında bomba artığı olarak kalakalmak hayatta"

Bu açıdan bakıldığında Cemal Süreya’nın Üvercinka için söyledikleri hatra geliyor: “Her şairin ilk yapıtı, bir kumaşın ilk metresi gibidir. Şair bütünüyle o ilk yapıtta, ilk dizelerde saklıdır. Gerisi boş laf.”(5) Kitabın da ilk şiiri kitabın kalanına dair ipuçları vermiş oluyor.

kalp krizi belirtileri ve kısa açıklamaları" şiirine son dizelere bakmak üzere tekrar dönüyorum. Daha önce belirttiğim gibi şiirde bir ömürlük yaşanabilecekler sıralanıyor, tetkik ediliyor akabinde bu tetkikin etkileri, sonuçları bildiriliyor:

“kalbin zarar görmesi

              yıllar sürebilir

kalbin zarar görmesi

              yıllar sürebilir”


ve kitabın son şiirleninden “bir ve iki”deki şu dizeler:

yapma çiçekleri yağmura çıkardı kadın,

yaşamıyorlar, en azından ölsünler”  


Bir üstteki şiirle arasındaki ilişki, şairin, her ikisinde bir hareket beklentisi içinde olması olabilir. “yaşamıyorlar”dan kasıt muhtemelen ortada bir çabalarının, bir dertlerinin olmamasıdır. Ölümü de bir hareket olarak görmüş olmalı ki en azından sonsuz hareketsizliğe ulaşmak için son bir hareket yapsın ve ölsün beklentisiyle dışarı çıkarılıyor yapma çiçekler.

bir kapı çarpışıyla bu kadar uzağa gidilmemeliydi,

bir ayağa kalkmanın,

bir göz kaçırmanın,

bir baş parmağın

bir sinir sisteminin bedeli bu kadar ağır olmamalıydı

diyerek afikaya kadar bağırdın

iki ip tek cambaz

insan aynı anda hem hayatta kalıp hem masum olamaz” dizelerinin geçtiği "-ikiyüztetmişüç​" şiirinde ise insan/birey olarak çok öv(ün)düğümüz bazı yeteneklerin ve hatta bizzat birey olmanın çok da matah şeyler olmadığını, bazen talihsizlik olduklarını görebiliyoruz. Burada da kurtulmak zorunda kaldığımız bura’mız, bireyliğimiz oluyor.

Emine Tuğcu’nun Şerhh’in 2016’daki son sayısındaki yazısında değindiği bir konu var; Osmanlı’da şair olmanın kurallarından biri de güçlü şairlerin şiirlerinin ezberlenip onlara benzer şiirler yazarak kendi sesini bulmakmış(6). İnanç Avadit’in şiir özelinde değil genel olarak hayata dair alışılmış kodları ezberlediğini ve ne iyi ki ilk kitabında ezberlediklerini çoktan unutmuş olduğunu söyleyebiliriz. Belki bir gün şunu diyebileceğiz, “Bloom’un endişesi, Cemal Süreya’nın karşı olmakı, Turgut Uyar’ın çıkmazı, İnanç Avadit’in “bura”sı var.” 

1.      Emine Tuğcu, “Müteessir Bir Eleştirmen Harold Bloom: Etkilenme Endişesi”, Şerhh Dergi 2016/ 3-4, Syf: 115

2.      Cemal Süreya, “Şiir Adamı Rahatsız Etmeli”, [Etilen – 18.12.2016 tarihinde alınmıştır], http://etilen.net/siir-adami-rahatsiz-etmeli/

3.      Turgut Uyar, “Çıkmazın Güzelliği”, [Epigraf – 18.12.2016 tarihinde alınmıştır], http://epigraf.fisek.com.tr/?num=897

4.      Kitabın tanıtım bülteninden alınmıştır,[Natama – 25.12.2016 tarihinde alınmıştır] http://natamadergi.com/buradan-kurtulmak-bize-kaldi-Inanc-Avadit

**)Ayrıca bkz: https://tr.wikipedia.org/wiki/Uruguay_Hava_Kuvvetleri'nin_571_sefer_say%C4%B1l%C4%B1_u%C3%A7u%C5%9Fu

5.      Burak Atabay, “Cemal Süreya Yayın Hayatı ve Papirus”, [20.12.2016 tarihinde alınmıştır], http://birgunkitap.blogspot.com.tr/2013/11/cemal-sureya-yayn-hayat-ve-papirus.html

6.      Emine Tuğcu, a.g.y., Syf: 119 

0
2589
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle