11 TEMMUZ, ÇARŞAMBA, 2018

“Her Şey İnsan Kadar Eskidir”

Yusuf Atılgan’ın daha önce kitaplarına girmemiş olan yazıları, şiirleri, söyleşileri, notları, çevirileri ve Eşek Sırtındaki Saksağan adını verdiği, ancak sonrasında yakarak ortadan kaldırdığı romanının giriş bölümünün de yer aldığı Siz Rahat Yaşayasınız Diye adlı derleme kitabı üzerine bir inceleme.

“Her Şey İnsan Kadar Eskidir”

Dört bölümden oluşan Siz Rahat Yaşayasınız Diye, Yusuf Atılgan’ın 1960’lı yılların başında yazmaya başladığı Eşek Sırtındaki Saksağan romanıyla açılıyor. Ancak yazar, söz konusu romanını imha ettiği için sadece on sayfalık giriş bölümü ile baş başa kalıyoruz.  Ali, Fatma, Sermin ve Ömer isimli kahramanların ağzından anlatılan hikâye, yazarın yaratmak istediği bütünlüğe kavuşamadan bitiyor. Devamında Murat Belge tarafından kaleme alınan değerlendirmede, Yusuf Atılgan’ın romanını neden ortadan kaldırdığı ile ilgili bazı bilgiler sunuluyor. “Neden yakmış koca kitabı? Nedeni Faulkner. Döşeğimde Ölürken’e benzediğini görmüş, ‘Son günlerde Faulkner’dan bir roman okudum. İç diyaloglar vardı. Benimkine benzettim,’ diyor. Bir başka yerde de, ‘William Faulkner’ın Döşeğimde Ölürken romanına çok benzediği için, ‘Yazan bunu taklit etmiş demesinler diye yaktım ben bunu,’ dedi diyerek anlatıyor. Sonuçta neden belli ki Faulkner.” Belge’nin incelemesinde ele alarak detaylandırdığı ve karşılaştırarak ifade ettiği açıklamalardan yazarın Eşek Sırtındaki Saksağan romanını kaleme alırken Faulkner’dan etkilenmiş olabileceği –Atılgan’ın kendi açıklamasına da dayanılarak- ifade edilmiş. Ancak Murat Belge, değerlendirmesinin ilerleyen bölümlerinde “etkilenme” meselesi ile ilgili olarak Atılgan’ın romancılığı özelinde şunları söylüyor: “Yusuf Atılgan’ın romancılığında William Faulkner’la paylaştığı, (bu, bir ‘etkilenme’ değil) bir özellik ayrıntı titizliğidir. Bu romancılar anlatmaz, gösterirler.”

Kitabın diğer bölümlerinde yazarın çeşitli mecralarda yayımlanmış söyleşileri bulunuyor. Öyle ki, verdiği bazı cevaplar aslında Yusuf Atılgan’ın yazarlığıyla ve yaşadığı hayatın gerçekleriyle ne denli ilişkiler kurduğunu açıkça ifade ediyor. Örneğin 1988 yılında Cumhuriyet Dergisi’nin 102. sayısında Refik Durbaş tarafından yöneltilen “Yazmasan içinde nasıl bir duygu olurdu?” sorusuna şöyle cevap vermiş: “Benim yazarlığımdan daha önemlisi günlük yaşamımdır. O benim için daha önemli. Günlük yaşamımdaki bazı ilişkiler. Bunlar için yazarlığımı feda edebilirim. Zaten böyle olmasa daha çok yazardım. Çok yoğun çalıştığım sıralar sağlığım bozuluyor çünkü…” 

İlerleyen bölümlerde Tokatlı Kânî üzerine yazılmış mezuniyet teziyle karşılaşıyoruz. “San’at, Şahsiyet ve Psikoloji” başlığıyla kaleme alınan tezin 1943-1944 yıllarını kapsadığı anlaşılıyor. Şiirleri, notları, kısa öyküleri ve söyleşileriyle kendi içinde farklı bir boyut ve bütünlük kazanmış olan kitap, Yusuf Atılgan’ın yayımlanmış eserlerinden farklı olarak kendi içinde bir tür belge niteliği taşıyor. Özellikle kısa notlarından derlenen bölümde karşımıza çıkanlar, yazarın içinden geçenleri seyretmemizi ve gördüklerimiz karşısında düşünmemizi sağlıyor. 

“Gerçek sanatçı kesin bildiklerinin yardımıyla onların ötesinde kalan belki de varılması imkânsız olanı sezmeğe, üstelik sezdirmeğe uğraşan ve yapıtını bu arayışına bir serüven alanı yapabilen kişidir bence.”  

Siz Rahat Yaşayasınız Diye, edebiyatımıza oldukça önemli eserler kazandırmış olan Yusuf Atılgan’ın geride bıraktığı notlardan derlenen oldukça kıymetli bir kitap. Atılgan’a dair ince ayrıntıların, düşüncelerin, yarım kalmış cümlelerin, şiirlerin ve söyleşilerin içerisinde gezinmek, yine ona dair yeni şeylerle karşılaşmanın kapılarını edebiyat sayesinde aralıyor. Ölümünden 29 yıl sonra okuyucuyla buluşan bu eser, bir yazarın kurduğu düzende yer alan ayrıntıların anlaşılması açısından da oldukça önemli.

“Hepiniz rahat yaşayasınız, sevişesiniz, uyuyasınız diye dünyayı ben taşıyorum sırtımda sarsmadan.” 

​Görseller: Ralph Graef

0
2651
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle