15 MAYIS, SALI, 2018

Elveda Barınak, Elveda Karanlık

Emilio Ortiz Pulido’nun kaleme aldığı, yaşamda yolunu bulmaya çalışan Mario ile zeki ve hayat dolu rehber köpek Cross’un dostluk hikâyesi Benim Küçük Gözlerimden üzerine bir yazı.

Elveda Barınak, Elveda Karanlık

Benim Küçük Gözlerimden, görme engellilere refakat etme konusunda sıkı bir eğitim almış, meraklı, zeki, dost canlısı rehber köpek Cross ile dünyaya simsiyah, kalınca bir perdenin ardından bakmak zorunda kalmış iyi yürekli Mario’nun hikâyesi.

Romanın belki de en keyifli yanı -aynı zamanda okuma hazzımızı tepeye çıkaran tarafı- tüm hikâyenin Golden Retriever cinsi sevimli bir köpeğin, yani Cross’un “küçük gözlerinden” anlatılıyor oluşu. Bir barınakta dünyaya gelen Cross, hikâyenin başında henüz on dokuz aylık. Barınaktaki bakıcıları ve köpek dostlarıyla olağan bir yaşam sürüyor. Kaderin ona sunacaklarından bîhaber. O kader de işte, Mario’nun çıkagelmesiyle değişecek. Bir “iki ayaklı” ve bir “dört ayaklı”nın ilişkisi, ikisinin de yaşamlarının direksiyonunu bambaşka ama ortak bir yöne kıracak. Ama hiçbir ilişki yok ki emek vermeden kök salsın, serpilip gelişsin... Mario’nun ve sevimli Cross’un da dost olmadan önce bazı eğitimlerden geçmeleri gerekiyor. Bu eğitimler sadece “rehberler” için değil elbette; aynı zamanda sahipler de bir güzel eğitiliyorlar. Aralarında sağlam bir ilişki kurulana kadar her iki taraf da ilişkinin mimarı olmak zorunda. Öyle ki, zamanla tek vücut hâline gelmeliler. Bu da ancak sahiplerin ve rehber-köpeklerin birbirlerini eşit derecede sevmeleri ve birbirlerine eşit biçimde güvenmeleriyle mümkün olabiliyor.

Fotoğraf: Alexandra Robins

Fotoğraf: Alexandra Robins

Hayatta bazı şeyler vardır ki, yaşamadan anlamak zordur. Hele ki anlatmak, daha da zordur. Yazar Emilio Ortiz Pulido’nun, kitap okuma sevdasının getirdiği talihsizlikle yaşamının ilerleyen günlerinde görme yetisini kaybetmesi ve hayata tıpkı Cross gibi bir rehber köpek ile tutunması, hikâyedeki canlılığın ve duygusal yoğunluğun hep zirvede tutulmasının müsebbibi olsa gerek.

Tekrar kitaba dönecek olursak, roman asıl Cross ve Mario’nun eğitim merkezindeki testlerden başarıyla geçtikleri zaman başlıyor. Cross, Mario’nun tüm yaşamına -ilişkilerine, iş hayatındaki iniş çıkışlarına, sevinçlerine, kederlerine- şahit oluyor. Başta tüm dünyayı hayretler içerisinde izleyen Cross, o “küçük gözleriyle” insanların her şeyi nasıl kontrolleri altında tutmaya çabaladıklarını fark ediyor. Kendilerini doğa piramidinin zirvesine koyup altlarında kalan ne varsa kendi çıkarları için kullanmalarını hayretle izliyor. Yaşadığı dünyanın sorunlarına kulak tıkamış insanların göremediğini görüyor Cross; doğaya tüm bencilliğimizle hükmetmeye ve elimize geçen her şeyi tüketmeye devam edersek bir gün o piramidin altında kalacağımızı söylüyor, “küçük gözleriyle”. Cross, birçok insandan daha “evcil”, belki de bu yüzden, Mario’nun yeryüzündeki en güzel dostu olmayı başarabiliyor.

Neticede hayat akıp gidiyor; zaman iyi-kötü ne varsa hepsini bir bir dolduruyor heybesine. Geriye varoluşumuzun dışına çıkıp da başka canlılarla kurduğumuz ilişkilerin güzelliği kalıyor. Benim Küçük Gözlerimden sevginin, sadakatin, engelleri aşmanın, doğaya minnetin, farklılıklarımıza saygının ve tüm bunlardan fazlasının romanı.

Kullanılan fotoğraflar Pentti Sammallahti'ye aittir.

0
1437
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle