22 MAYIS, PAZARTESİ, 2017

Dansın, Kaderin, Aşkın Hikâyesi: Joyce’un Kızı

Annabel Abbs'in edebiyat dehalarından James Joyce’un, yetenekli dansçı kızı Lucia’nın hikâyesini anlattığı Impress Prize ödüllü ilk romanı Joyce’un Kızı üzerine bir inceleme.

Dansın, Kaderin, Aşkın Hikâyesi: Joyce’un Kızı

“Dans vücudun yazdığı yazıdır.” 

Belki de İngiliz yazar Annabel Abbs’in ilk kitabı olan Joyce’un Kızı'nda tüm kitap boyunca bir dansçıyı ve bir yazarı aynı anda içine çekebilecek, kalbini tam on ikiden vurabilecek cümle bu.

Joyce’un Kızı,  İrlandalı edebiyatçı James Joyce’un kızı Lucia Joyce’un hayat hikâyesini anlatan, Annabel Abbs tarafından kurgulanmış, aşkı, kaderi, öngörüleri ve yazgıyı bir arada sorgulayan bir kitap. Lucia Joyce, öngörü yeteneği olduğuna inanan başarılı ve tutkulu bir dansçı... Hayatı boyunca inandığı ve tutkuyla sarıldığı, hayat amacı haline getirdiği tek şey dans... Ama o öyle bir yeteneğe sahip olduğuna inanıyor ki, babasıyla birlikte çalışan Samuel Beckett’le daha ilk karşılaşmasında, onunla aralarında bir kader bağı olduğuna ve 22 yaşındaki bu genç, yakışıklı ve tutkulu adamla evlenmenin kendisinin yazgısı olduğuna yürekten inanıyor. Peki ya gerçek öyle değilse?

Aşk, yaratıcılık ve ihanet üzerine yazılmış bir roman olan Joyce’un Kızı, geçmiş ve bugün arasında gelgitlerle sizi sürükleyici bir hikâyenin ve Lucia’nın bir terapist eşliğinde kendisini sorguladığı zaman dilimlerinin örgüsüne çekiyor. 

​Yazar, bir anne ve babanın kızı olan Annabel Abbs pazarlama sektöründe uzunca bir süre çalıştıktan sonra, bir parça da kadersel bir biçimde yazarlığa geçiş yapmış. “Yazarlık biraz da yalnız bir meslek. Sanıyorum daha gençken tam zamanlı olarak bu mesleği yapamazdım” diyen Annabel Abbs, pazarlama alanındaki tecrübesinin kendisine yazarlık alanında büyük fayda sağladığını ve bu alanda deneyimli olmanın her yazar için bir şans olduğunu belirtiyor.


Hikâyenin büyük bir bölümü Fransa’nın tarihi ve sanat akımıyla süslenmiş. Bu seçim, bir parça Lucia Joyce’un yaşamına dair tarihi gerçeklerden kaynaklansa da Annabel Abbs, Paris’in heyecanını ve sanatsal ışıltısını Lucia’nın gözlerinden vermek istemiş. Kitabı okurken gördüğünüz satırlar, Lucia’nın Annabel Abbs’ın gözündeki versiyonu.


Yazmak, bir anlamda tarihi yeniden yazmaktır. Tarih kadınlara pek adil davranmamıştır. Ben bu öyküyle Lucia Joyce’u anlatırken bunu düzeltmek istedim” diyen Annabel Abbs, karmaşık kelimeleri ve ağdalı, uzun cümleleri sevdiğini belirtse de, akışı yavaşlatmamak adına daha çok sade cümleler kullanmış. Bu nedenle kitabı okurken cümleler arasında kaybolmuyorsunuz. Daha çok, acaba bu aşk hikâyesinde sonra ne olmuş hissiyle okuyorsunuz.

Kitabı ilginç kılan bir diğer etkense, Annabel Abbs’ın da öngörülere ve duru görüye inanıyor olması. “Bir kitabımın çıkacağını hiç düşünmezdim. Ama çok enteresan bir rüya gördüm. Rüyamda iki kadın bir ödül töreninde üzerinde benim ismim olan kitapları topluyorlardı. Rüya çok güzeldi ama sonra tamamen unuttum. Bir yıl sonra, bir ajansla çalışmaya başladım. O başka bir kadınla daha çalışıyordu ve o bir ödül almıştı. Sanki rüyam gerçek olmuş gibiydi... Carl Jung’da durugörüye ve rüyalara inanıyordu; hatta Birinci Dünya Savaşını bir kabusta görmüştü ve gerçek oldu” diyen Annabel Abbs,  hikâyenin terapistle görüşmeler bölümünde yer verdiği terapist Dr. Jung ismiyle buna atıf yapmış.

Lucia Joyce, Mama ve Babbo dediği anne ve babası ile Giorgio isimli kardeşinin ayrı ayrı öyküleri arasında bazen kaybolan, ama sıklıkla ışıltısıyla parlayan bir karakter. Yazar olan ve gözleri neredeyse görmeyen babasının baş ilham kaynağı, bu nedenle de kendi hayatının gidişatı sıklıkla onlara bağlı. Oysa kader, dansçıysanız sizin için her şeyi ikinci plana atmayı emreder; bu parlamanın, hep daha çok parlamanın tek koşuludur. Peki Lucia Joyce bir yanda aşkı, bir yanda inandığı saplantılı öngörüleri, diğer yanda ailesi varken kendi kaderinin efendisi olabilmiş midir?

Joyce’un Kızı, aşk, kader, yazgı, tutku , tarih ve dansın birleşiminin öyküsü...  Kelimeler yazarların, dans dansçıların yaşam kaynağıyken, “dans vücudun yazdığı yazıdır” nihayetinde. Lucia’nın yazısı Annabel Abbs’ın kalemiyle raflarda sizlerle... Keyifli okumalar.

0
1834
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle