02 EYLÜL, ÇARŞAMBA, 2015

Cortazar’ın İzinde “Seksek” Oynamak

Kitap 115 bölümden oluşur. İlk 56 bölüm asıl romanı oluşturur. 56. bölümü bitirdikten sonra ortalama okuru uyarır Cortazar ve der ki, “Ey okur, roman bitti!” Bundan sonra kitaba devam etmek isteyenleri çetin bir sınav beklemektedir. O bölüme kadar normal seyirde aktığını düşündüğümüz roman, eğer okumaya devam etmek istersek, sıçramalı bir metine dönüşür. Kitabın ismi olan Seksek de buradan gelmektedir zaten.

Cortazar’ın İzinde “Seksek” Oynamak

Latin Amerika edebiyatı bütün dünyada olduğu gibi bizde de bir hayli revaçta son zamanlarda.  Neruda, Marquez, Borges, Llosa ve Fuantes yazdıklarıyla hepimizin ufkunu açmaya devam ediyorlar ve edecekler. Ama özellikle iki yazarın, Guillermo Cabrera Infante'nin ve Julio Cortazar’ın, ülkemizde diğer Latin Amerikalıların gölgesinde kaldığını düşündüğümden bu yazımda Cortazar’dan ve onun dev eseri Seksek’ten bahsetmeye çalışacağım. Başka bir yazıda da Infante’nin Kapanda Üç Kaplan’ına göz atarız. Kapanda Üç Kaplan, belki de James Joyce ya da Georges Perec ayarında devasa yazarların yapıtlarıyla karşılaştırılabilecek ve bu karşılaştırmadan hiç de mağlubiyetle ayrılamayacak kadar güçlü bir eser. Kitabın kahramanı Havana; kullanılan dil sokak Kübacası. Küba'nın başkenti Havana'nın devrim öncesi gecelerinden bir tanesini anlatıyor aslında kitap. Yer yer kelime oyunlarıyla zorlasa da okuru son sayfayı okuyup kitabı kapattığınızda hissettiğiniz tek şey sarsıntı oluyor, çok ciddi bir sarsıntı… Dediğim gibi bir ara Infante’ye geniş geniş bakacağız, şimdi Cortazar’a dönelim.

Julio Cortazar, 1960 yılında yayınladığı Seksek adlı romanında, geleneksel anlatım şekilleri ve edebi teknikleriyle ince ince dalgasını geçer. Bir cümleyle özetlemeye çalışırsak “gerçekliğin dayattığı saçmalığın içinde biçimlenen bir dünyada amaçları sekseğin son halkası gökyüzü'ne ulaşmak olan bir grup insanın hikâyesidir” Seksek. Kitabın omurgasını dil meselesi oluşturur. Dilin neredeyse bütün imkânlarını zorlayan deneysellik arayışıyla günlük yaşamın sıradanlığını o kadar ustaca bir araya getirir ki, ancak Joyce’nin Ulysess’i ile ya da Proust’un Kayıp Zamanın İzinde’si ile mukayese edilebilir.

Kitap 115 bölümden oluşur. İlk 56 bölüm asıl romanı oluşturur. 56. bölümü bitirdikten sonra ortalama okuru uyarır Cortazar ve der ki, “Ey okur, roman bitti!” Bundan sonra kitaba devam etmek isteyenleri çetin bir sınav beklemektedir. O bölüme kadar normal seyirde aktığını düşündüğümüz roman, eğer okumaya devam etmek istersek, sıçramalı bir metine dönüşür. Kitabın ismi olan Seksek de buradan gelmektedir zaten. Oyun başlamıştır. 56. bölümden sonra “okunması zorunlu olmayan bölüm” çıkar karşımıza. İkinci okumaya 73. bölümle başlamamızı önerir Cortazar. Ve sonra bölümden bölüme sıçramaya başlarız. 73-1-2-116-3-84-71-5-81-74-6-7-8-93-68-9-104-10-65-11… diye devam eder gideriz. Kah başına döneriz romanın, kah ortasına, oradan tekrar başa ve sona ve ortaya…

Ustalığı şuradadır Cortazar’ın. Kitap üç farklı şekilde okunabilmektedir;

1) Alırsınız elinize, söz dinleyen bir okur olarak ilk 56 bölümü okur ve bırakırsınız. Müthiş bir roman okumuş olursunuz.

2) Cortazar’ın kurallarıyla oynamazsınız oyunu. İlk bölümden son bölüme kadar yayınlandığı sırayla okursunuz. Öyle de okunur. Bu sefer de bambaşka bir roman okumuş olursunuz.

3) Cortazar’ın istediği gibi, Seksek oynayarak okursunuz.

Cortazar, tek bir romanla üç farklı roman okutur bize. Dile de, bize de, geleneksel roman anlayışına da meydan okuyarak yapar bunu. Ama buna rağmen rahatsız olmak yerine hayranlığımız artar okudukça.

​YKY’den 2006 yılında ilk baskısı yapıldı romanın. Yanlış bilmiyorsam iki bin adet basıldı. Ve uzun süredir de yeni baskısı yapılmıyor. Talep olmadığından muhtemelen. Bazen düşünüyorum da edebi iklimi bu kadar kurumuş bir ülkede Cortazar’ı anlatmaya çalışmak beyhude çaba mı ne? Neyse!

0
11983
12
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle