11 NİSAN, PAZARTESİ, 2016

Çok Satanların Anatomisi 4: Altın Kitaplar

“Yayıncılar ne ister?” sorusunun peşinde Çok Satanların Anatomisi dizimizin dördüncü durağında, Altın Kitaplar yöneticisi Batu Bozkurt’un kapısını çalıyoruz. Herkes kitap yazmak istiyor, peki yayıncılar ne istiyor? Hangi kitaplar çok satıyor? Çok satanlar ne kadar satıyor? Okur ne arıyor? İşte kayıttayız…

Çok Satanların Anatomisi 4: Altın Kitaplar

Yayınevinizin çizgisini nasıl tanımlarsınız?

57 yıllık bir yayıneviyiz ve ilk adımlar çok satanlar ile atılmış. O zaman Türkiye’de ‘bestseller’ kavramı çok bilinmiyor, yabancı bestsellerlarla başlamış babam ve eniştesi. İlk olarak AJ Cronin’in Mağlup Olmayacaksın kitabı. Sonra başka bilinen yazarlar, sonra Nobel dizisi, 60lı yılların ortasından itibaren de Türk yazarlara girmişler. Baştan itibaren bestsellerı hedefleyen ve günümüze kadar getiren bir yayınevi aslında. 

Yılda kaç kitap basıyorsunuz ve bunun ne kadarı yerli?

Yılda ortalama 100 kitaba yakın basılıyor, bazen 160-170’e çıkabiliyor. Bunların yarısı çocuk. Genelin %30’u yerli, %70’i yabancıdır. Çocukta ise bu oran %70 yerli, %30 yabancı. 

Son on yılda zirvedeki ilk 3 çok satanınız?

Birincisi Da Vinci Şifresi, 400 küsur bin sattı. Sonra Canan Tan’ın Piraye’si geliyor, cep boyu da olduğu için tam kestiremiyorum ama 200 binin üstündedir. Sonra yine Dan Brown’un Cehennem’i geliyor ki ilk dağıtımda en yüksek rakam rekoruna sahiptir, 250 bine yakın satışı oldu ilk baskıda. Yakında da filmi geliyor bu arada.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Şu anki çok satanlarınız?

Son zamanlarda Stephen King’in yeni kitapları çok satanlarımız arasında. Bilhassa 22/11/63 diziyle beraber bayağı canlandı, Amerika’daki adı 11.22.63. Onun dışında eski kitaplarımızdan Düşünce Gücüyle Tedavi, yeni çıkan kitabımız, alt markamız Libros’tan Bedenin Şifa Kapıları ve Evinizdeki Terapist şu an çok satıyor.  

Bugüne kadar sizi çok şaşırtan bir çok satan?

Cenk Koray’ın Atatürk ve 19 Mucizesi diye bir kitabı var, Türkiye’nin belki de ilk 100 bini aşan kitaplarından biriydi. Kur’an’daki 19 ile Atatürk’ü bağdaştırıyordu ki Cenk Koray nasıl böyle bir şey yazdı diye düşünmüştüm. Çok kısa zamanda 100 bini geçmişti ve biz de çok şaşırmıştık tabii, 95 yılı sanırım. Hatta Cenk Koray bıçaklanmıştı ve kitabın satışları dörde beşe katlanmıştı. 

Tersi var mı, büyük umutlarla girip de çakıldığınız bir kitap?

Yok ama Amerika’da çok satıp da bizde hiç satmayan çok kitap vardır. 

Yerli örnek var mı?

Metal Fırtına ilk Timaş’ta 700 bin satmıştı, sonraki kitabı bize geldi ve 200 binlerde kaldı sanırım. Ama bir kitap 1-2-3 diye gittiği zaman genelde grafik aşağı düşer zaten. Seri olunca muhakkak düşüyor. 

Yanılmamak için neye bakarsınız?

Amerika’daki bir kitabın Türkiye’de de çok satması için dünya çapında satması gerekir. Sadece Amerika’da çok sattıysa Türkiye’de satmaz. Avrupa’da, Asya’da da satıyorsa o zaman tamam. Örnek, Grinin Elli Tonu. Dünya çapında ün kazanınca Türkiye’de de çok sattı. Ya da Yüzüklerin Efendisi. Dünya çapında bir fenomen olduğu için Türkiye’de de çok sattı. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Yılda kaç yeni kitap başvurusu alıyorsunuz? 

En aşağı 400-500.

Gelen dosyalar nasıl bir süreç takip ediyor?

Önce bir ön incelemeye giriyorlar. Çeşitli filtreler var, üç dört hızlı filtreden sonra okuyan ekibimize gidiyor dosyalar. Okunuyor, raporlanıyor, sonra tekrar değerlendiriyoruz ve basılıp basılmayacağına karar veriyoruz.

Yılda kaç dosya kazanıyorsunuzdur bu şekilde?

En fazla yirmi. 

Ooo, yüksek bir rakam…

Evet, Libros ve Editura’yı açma sebebimiz bu biraz da, Türk yazarları değerlendirmek. Editura daha edebiyat ağırlıklı markamız, Libros ise kişisel gelişim, sağlık, hobiler vb.

Dosya sahipleri ne kadar zamanda cevap alırlar sizden?

Minimum, bir buçuk iki ay. Bazen üç dört ayı da bulabilir. 

Ama muhakkak dönersiniz?

Evet. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Popüler edebiyat dergilerini takip ediyor musunuz?

Genelde evet. 

Bir yazar adayı dosya getirdi ve şu kadar yıldır şu dergide yazıyorum dedi, kıymetli bir referans mı bu sizce

Tabii. Sosyal medyayı da takip ediyoruz o anlamda. İletişim Yayınlarını da takdir ediyorum ben, çok güzel yazarlar yakalıyor o tür yerlerden. Hakikaten kıyıda köşede çok kabiliyetli insanlar var. Gelen dosyalardan daha kaliteli oluyorlar böyle mecralarda kendini gösteren yazarlar. Yayına hazır gibi oluyorlar. 

Wattpad değerlendirmeleriniz nasıl, basıyor musunuz? 

Çok bizim tarzımız değil açıkçası, çok basit yazılar. Geldi bize ama basmadık. Şu an çok satan bir yazar. 

Pişmanlık var mı?

Yok.

Çok satmak her şey değil o zaman sizin için?

Aynen öyle. Birçok yayınevi için de öyledir diye düşünüyorum. Ama Wattpad peşinde koşan yayınevleri de var. Ticari olarak bir anlamı olabilir, ama Wattpad şu an Türkiye’de tam TV dizilerinin kitaba yansımış hali. Bu da bir moda, ciddi kitleler okuyor. Takip ediyoruz, güzel bir şey çıkarsa basabiliriz de. 

Herkes kitap yazmak istiyor, peki yayıncılar ne istiyor? 

Orijinal bir şey olması lazım, birinci beklentimiz bu. Dilinin iyi olması, belli bir seviyenin üstünde olması gerekiyor. Kurgusunun en azından rahatça düzeltilebilir olması gerekiyor.  

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Gelen dosyaların ortalaması nasıl bu açılardan?

Yüksek olduğu söylenemez. Ülkemizde edebiyat çok okunmadığı için dil ve anlatımlar çok bozuk oluyor. Bazı kitaplar geliyor mesela kurgu yok, yeniden yazmak lazım.

Uç bir örnek var mı rastladığınız?

Çok (gülüyor). Herkes yaşadıklarının çok orijinal olduğunu düşünüp hayat hikâyesini anlatır genelde, başımdan şöyle bir şey geçti diye. Ama absürt bir şey soruyorsanız, 16 sayfalık roman gönderen oldu bize. 

16 sayfalık roman!

Evet, Nobel alacağını iddia ediyordu hatta. Reddedince de bayağı bir tersledi bizi. (Kahkahalar). Bir de insanların çoğu 100 bin satacağım diye çıkıyor yola. Hâlbuki Türkiye’de ortalama kitap şatışı 2-3 bin. Mahalle kadar insan okuyor.

Çok satan deyince, kaç satıyor demektir?

50 binin üstüdür. Aslında son zamanlarda 10 bine kadar düştü. Şöyle ki, 100 bin üstü 10 kitap, alttaki tüm sene satan kitapların toplamı kadar ciro elde ediyor. Arada çok boşluk var, Türkiye’de 10 binle 50 bin arası satan kitap çok yoktur, 50 bin üstü ve 5 bin altı vardır. 

Bestseller okuyucusu farklı mı?

Evet, onlar listelere giren her kitabı alırlar. Etkileşim de çoktur bizde, akrabasına arkadaşına sorar, ne okuyorsun diye. Altta ise her zaman kitap okuyan kitle vardır, 5 bin ve altı. 

Kadınlar daha çok okuyor tezine ne diyorsunuz?

Tabii, kadınlar %70, erkekler %30’dur sanırım orantıda. 

©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

O kadar büyük fark? 

Evet. Bir de çocuklar çok okuyor. Son dönem okullardaki okuma alışkanlığı artırıcı faaliyetlerden de kaynaklanıyor bu. En büyük dezavantajımız ise, sınav dönemiyle beraber okumasını kaybediyoruz çocukların. Benim oğlum da yaşadı bunu. Oraya kadar çok iyiler, 12-13 yaşına kadar yetişkinlerden çok fazla okuyorlar. Fakat sonra kitaptan soğuyorlar. 

Çok kötü, sınav döneminde kaybedilen çocuk sonra tekrar kazanılır mı?

Tekrar kendi yolunu bulursa okuyor, yoksa çok zor maalesef.

Çok satacağını nereden anlıyorsunuz bir kitabın?

Güzel bir soru. Aslında çok da anlayamıyorsunuz, umuyorsunuz ama anlayamıyorsunuz. Bazı kitaplarda belirgin oluyor, Da Vinci Şifresi mesela. Bir tanıtım dosyası gelmişti hatırlıyorum, on sayfalık bir şey, kısa kısa, ama bilgi bombardımanı! Ona bakınca tamam demiştik mesela, çok güzel bir formül oturtmuştu Dan Brown, onu okuyunca çok şey öğrendiğini hissediyor insan. Bu tür, kesin çok satacak dediğimiz kitap on yılda iki üç tane çıkar.

Kaçırıp da pişman olduğunuz çok satanlar oldu mu?

Evet, bir numarada Sofi’nin Dünyası vardır. Pan Yayıncılık için çok güzel bir atılım olmuştu, yeni kurulmuşlardı o zaman. Benim de ilk başladığım zamanlar, Almanya’dan getirmiştik kitabı, Türkiye için çok ağır çok felsefi bu kitap, satmaz demişlerdi. İlk hamlede 100 bin sattı, halen de satar (gülüyor). Longseller, sürekli satan kitap daha değerli aslında. Bir de Gülün Adı, kaçırdığımız kitaplardan. Onu da Can basmıştı, muhteşem bir kitap. Onda da çevirmenler şey demişti, çok fazla Hıristiyanlık ögesi içeriyor.  

Dünyada yayıncılık takvimi nasıl, Türkiye’de nasıl?

Amerika’da Avrupa’da bir kitap çıkmadan üç yıl önce haberiniz oluyor neredeyse ama Türkiye öyle değil. Daha günübirlik bir ülkeyiz her konuda. İki ay sonra çıkacak kitabımız bile kesin netleşemiyor. Siyasi ya da ekonomik duruma göre de pozisyon alabiliyoruz. Bir olay oluyor, o hafta o kitabı çıkamıyoruz mesela. 

Okuyucu şu ara ne arıyor en çok? 

Türkiye’de okuyucunun değişimi çok hızlı olabiliyor, dünyadaki trendlerden çok farklı olarak. Aforizmaların modası geçmek üzere. Dini konular son 5-6 yıldır ciddi satıyor. Onun dışında kişisel gelişim, sağlık ama sağlık derken de kendi kendine sağlık kitapları. Halkın durumuyla ilgili herhalde bu da.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

İyileşmeye ihtiyaç var demek ki…

Bir de anne baba eğitim kitapları satıyor. Yetişkinler için boyama modası vardı o geçti mesela. Küresel bir etkileşimdi

Yeni bir akım var mı yerine?

Yok, bekliyoruz. Sağ gösterip sol vurabiliyor trendler.

Ekleyeceğiniz bir şey? 

Sabahattin Ali’nin son zamanlarda yeni bir bestseller gibi satıyor oluşu çok sevindiriyor beni.

Çok teşekkürler Sayın Bozkurt, iyi çalışmalar. 

0
3877
5
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle