06 OCAK, CUMA, 2017

"Çocuk Benim İçin Umut Demek"

Seza Kutlar Aksoy 1980 yılından beri çocuklar ve gençler için öyküler, romanlar yazıyor. Kimi öyküleri oyunlaştırılıp sahnelenen ve TRT’de yayımlanan; Çocuk ve Gençlik Yazını alanında birçok ödüller alan ve 2011 Astrid Lindgren ödülü adayı olan Aksoy ile kitapları üzerinde söyleştik.

Sevgili Aksoy, Doğan Kardeş ve Milliyet Çocuk geleneğinden de gelen Kutlar ailesinin bir üyesisiniz. Çocuk kitapları yazma serüveninizin çıkış noktası bu olgu olabilir mi? Çocuklara yazma serüveniniz nasıl başladı? 

Doğan Kardeş, Milliyet Çocuk ve Varlık Çocuk Klasikleri yazı serüvenimde çok önemli bir yer tutar. Onat ağabeyimin İstanbul’dan getirdiği kitaplar bir hazineydi benim için. Sanırım edebiyat insanın çevresinden, ailesinden de bulaşabiliyor. Çocukluğumun okul öncesinde bana masal anlatan olmadığı halde, durmadan masal uydururdum. 

İçinde öğreticilik kaygısı olmayan, ezberci öğretime karşı duran bir yapısallıkta ürünler veriyorsunuz. Ana çocuk karakterleriniz genellikle yoksul çevrelerden. Kitaplarda işlediğiniz konular, izlekler sorun odaklı çocukların büyülü imgelem güçleriyle kendilerini keşfetme serüvenleri… Toplumsal gerçekliği yakalamanızda ve bu gerçekliği çocuk gerçekliği ile bağdaştırmanızdaki biçeminizi neye bağlayabiliriz? 

Benim için en değerli tanım bu. Teşekkür ederim. Çocuk gözünden bakınca, tüm kurumlarda eleştirilecek çok şey var. Yaşadıklarım ve gözlemlerim bana bunu öğretti. Ayrıca çocukların düş gücü, yaratıcılığı olağanüstü. Çocuğun bu yeteneklerini düşsel serüvenlerle coşturup gerçek dünya ile bir bağ kurmazsanız, anlatacağınız konu havada kalır. Diğer bir deyişle çocuklar kendi gerçekliğine uygun anlatılarla yaşadıkları dünyayı anlamlandırabilirler ancak. Buna hakları var ve zekâları da yeterli. Çocuklara güveniyorum.

©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Obezlik; bolluğun, gönencin sonucu gibi algılanır çoğu kez. Oysa, “Şişko Patates” romanınızın orta kesimden bir ailenin kahramanı 12 yaşındaki Çiçek’i obez bir karakter yapan varsıllık koşulları değildir. Yaşadığı aile içi kadın-erkek eşitsizliği ve üstesinden gelemediği dayatmalara karşı içsel tepkinin verdiği bir psikolojik yönelimle kendini yemeğe veriyor kahramanımız. Günümüz çağcıl yazın dünyasında çocuk gerçekliği başat bir özellik olarak ele alınır. Sizin yapıtınızda ise düşük ekonomik kesitli yaşam gerçekliğinde iç içe katmanlar içinde sürüyor bu çocuk gerçekliği olgusu. Erkek egemen yapıdaki ailelerin kimi yazgıcı bireylerinin bu olguyu kabulü yanında, kahramanınız Çiçek, bu açmazı aşmaya çabalayanlara umut veriyor. Nasıl yapıyor bunu Çiçek; imgelem dünyasına, masallara sığınarak. Ne ki bu süreçte başka bir görkemli keşifle kişiliğini geliştiriyor: Eleştirel bir yaklaşımla masalı doğrultup yeni baştan üreterek. Yaratıcı okumanın en belirgin ereği… Sevgili Aksoy, Çiçek’in tüm yaşadığı olumsuzluklara, ikilemlere karşın kendiyle barışık, yaşam sevinciyle dolu bir figür olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çocuk benim için umut demek. Tüm çocuk ve gençlere söylemek istediğim şu: Sakın umudunuzu, yaşama sevincinizi kaybetmeyin. Meraksız büyüklere benzemeyin. Büyükler de yanlış yapabilir. Size haksız davranırlarsa tartışın. Geleceği kuracak ve değişimi sağlayacak olan sizsiniz. Sorunları çözmek sizin elinizde. Çocuklar çok kırılgan. Onları yüreklendirmek gerek. İşte Çiçek de bunu yapıyor; açmazlarını imgelem dünyasında kahramanlarına yükleyerek, yanlışları doğrultarak rahatlıyor. İncecik insanlara imrense de onca kilosuna karşın -obezliği olumlamadan- kendiyle barışık olmasının yollarını bulabiliyor.

©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Bu romanınızın son bölümünde şair Mustafa Köz’ün, çocukları yaratıcı okumaya yönsetecek nitelikte hazırladığı değerli bir çalışma var. Sizin de 2005’ten bu yana özellikle dar olanaklarla eğitim gören çocukların okullarında yaratıcı okuma çalışmalarınızın olduğunu biliyorum. Biraz deneyimlerinizden söz eder misiniz?

Evet, bir sivil toplum örgütünün çocuk biriminde eğitim sorumlusu olarak yıllarca çalıştım. İstanbul’un yoksul kesimindeki okullarda okuma-drama-tartışma etkinlikleri yaptım. Yaratıcı okuma çalışmalarını çocuklar çok seviyor. Öykü nasıl çözümlenir, kendi yaşantımızla, çevremizle, dahası dünya genelinde nasıl genişletilebilir. Bunu yaptım çocuklarla. İyi okur olmanın yollarından biri bu. Çok da eğlenceli. Bu arada değerli ozan Mustafa Köz’ün Yaratıcı Okuma Dosyası ile kitaba katkılarını teşekkürlerimle anmak isterim. Okurun metni dikkatle incelemesini ve romanın yeniden üretilmesini sağlıyor. 

©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Yine dar gelirli bir aileden geliyor Çevrimiçinde Şerafettin roman kahramanınız Şerafettin. Varsıl kesim çocuklarının gittiği bir okulun sınavını kazanmasıyla ortaya çıkan sorun ve ironi odaklı olaylarda Şerafettin üstelik bir de kekemelik sorunu yaşıyor. Aile sorunları ve toplumsal sistemin tüm çarpıklıkları ile kuşatılan kahramanımız onca sorunun içinden imgelem ve düş gücüne dayalı yaratıcı kişiliği ile varlığını koruyabiliyor. Dahası, süreçler içinde bilinç sıçramalarıyla kendini keşfediyor. Üstelik kekemelikten de kurtularak. Romanınız biçem olarak ayrımlı bir özgünlük de taşıyor. Şerafettin’in içindeki kuşlar; sevinçleri, kırgınlıkları, sevileri renkler ve müzik notalarıyla ifade ederken yaşamın her türlü durumunu renk cümbüşleri eşliğinde bir vodvile dönüştürüyor sanki okurun okuma serüvenini: Turuncu renkte fa sol, sevince, umuda; gri renkte re, hüzne; mor renkte, mi sol öfkeye, kara renkte do, kaygı ve korkuya; kırmızı renkte, sol, seviye…

Haklısınız. Umudun yanı sıra mizah, sanatın tüm dalları bir şekilde giriveriyor kitaplarıma. Bunlar benim beslendiğim kaynaklar, elbet okurlarıma da yansıyor. Mizah ve sanat kişiyi edilginlikten kurtarır, korkuyu savar. Kişiyi güçlü kılar. Kitaptaki müzikaliteyi duymanız beni çok mutlu etti.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Nil Soru Soruyor, Uyku Ağacı ve ödül alan Yolculuk gibi birçok kitabınızla okul öncesi çocuklara da armağanlarınız var. Uyku Ağacı kitabınızın “Neresi güzel çocuk olmanın, erken yatılacaksa eğer. Oysa legolarla kocaman bir ağaç yapmak çok daha güzel” diye başlayan sözleriniz okul öncesi yazınımızda bir “deyişe” dönüştü şimdiden. Bu şiirsel anlatıyla hem geleneksel biçimden yararlanan hem de çocuk gerçekliği ile özdeş yeni bir tür yaratılıyor sanki. Ne ki anlatının asıl özelliği “lego” gibi plastik bir yapıdan yola çıkarak çocuğu düşlemsel bir boyutla doğaya taşımanız. Çocukları ve içinizdeki çocuğu koruyor olmalısınız… 

İçimdeki çocuğu korumaya çalışıyorum. Koruyamazsam çocuklar için yazmıyorum, yazamıyorum. İşinizi ve okurunuzu seviyorsanız, sayıyorsanız başka türlü yapamazsınız. Çocuklar benim için çok değerli ve en iyiyi hak ediyorlar. Doğar doğmaz başlıyorlar evrenin keşfine. Kitap da bu keşfin bir parçası olabilirse ne mutlu bize. Teknolojinin egemen olduğu dünyada doğayla bütünleşmek derin bir soluk almak gibidir. Kentlerde yaşayan çocuklar bu anlamda şanssız. Aileler, çocuklarını doğayla buluşturmalı. Çocukların doğayı, yeryüzünü, bilinçaltlarını etkileyecek denli güzelleştiren sanat yapıtlarıyla, nitelikli okul öncesi kitaplarla tanıştırılması da gerek. Yazınsal, görsel bütünlük ve estetik haz geleceğin iyi okurunu yaratır. Buna inanıyorum. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Sevgili Aksoy, kitaplarınızda asla umutsuzluk yok. Yeter ki okur, farkındalık içinde yaşamı ve olayları sağlıklı biçimde kategorize edebilsin ve yaratıcı yazmanın, okumanın tadına varsın ereğinizin dışında neler var heybenizde? 

İki okul öncesi kitabım var. Basılmayı bekliyor. Ayrıca çiçeği burnunda bir gençlik romanını yeni bitirdim. Bağımlılıkla ilgili. Genç okurlarımın polisiye havasındaki bu romanı heyecanla okuyacaklarını umuyorum

0
1436
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle