27 ŞUBAT, ÇARŞAMBA, 2019

Cadı Süpürgesinin Üstünde Bir Müzik Yolculuğu

Dünyaca ünlü İngiliz besteci ve orkestra şefi Howard Griffiths ile okurlarını uçan bir orkestra eşliğinde müzik yolculuğuna çıkardığı, “Orkestra için Müzikal Bir Peri Masalı” serisinin son kitabı Uçan Orkestra üzerine konuştuk.

Cadı Süpürgesinin Üstünde Bir Müzik Yolculuğu

İngiliz orkestra şefi Howard Griffiths’in “Orkestra için Müzikal Bir Peri Masalı” serisinin son kitabı Uçan Orkestra. Çocuklara klasik müziği sevdirmek ve öğretmek için yıllarca klasik müzik konserleri düzenleyen Griffiths’in bundan önce yayımlanan Cadı ile Maestro ve Orkestra Fareleri kitabının ardından okurlarla buluşan kitabının seslendirmesini üstlenen isim ise Tilbe Saran. 19 Nisan akşamı Caddebostan Kültür Merkezi’nde kitaba özel gerçekleştirilecek müzikal gösterinin hazırlığında olan Griffiths ile hem kitabı hem de klasik müzik ve çocuklar dünyası üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bir orkestra şefi olarak çocuk kitabı yazma fikri nasıl gelişti?

Bütün şeflik hayatım boyunca hep konser verdim, bu yaklaşık 40 sene demek. Bu çok önemli bir şey. Verdiğim konserlerin yüzde yirmisi çocuk konserleriydi. Bunu aynı zamanda bir kitap macerasına da dönüştürmek istedim. Bunu söylediğimde direktörümden aldığım ilk tepki konserlerde çok fazla doğaçlama yaptığım için bunun iyi bir fikir olmadığını söyledi. Ben de peki dedim, birkaç sene sonra bir gün Fazıl Say’ın piyano festivalinde Antalya’da bir otelde kalıyordum. Her şeyin bembeyaz olduğu bir odada kalıyordum ve o gün çok yağmur yağıyordu. Yatağa oturdum ve ilk kitabı orada yazdım. Çocuklar için bir şeyler yapmayı çok önemli buluyorum çünkü onlara yönelik çok fazla eser yok. 

Çocuklar ve müzik ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çocuklara klasik müzik konusunda ilk tohumu atmak çok önemli. 5-10 yaş arasında bunun yapılması gerekiyor. O yaştan sonra klasik müzik için geç oluyor, başka şeylerle ilgilenmeye başlıyorlar. Onun için mutlaka küçük yaşlarda bu ilginin kazandırılması lazım. Ayrıca çok faydası olduğunu söylemek istiyorum. Hem ruhsal gelişimleri için hem de koordinasyon ve motor becerileri için. Matematik ve ritim çok alakalı şeyler. Bunları ne kadar erken keşfedip kavrarsa o kadar iyi o yüzden. 

Son kitabınızda çocukları müzik tarihinde bir yolculuğa çıkardınız. Sizce içinde yaşanan coğrafya müzik üretimini nasıl etkiler?

Bu üçüncü kitapta orkestra bir zaman tüneline giriyor ve değişik zamanlarda değişik memleketlere ziyarete çıkıyorlar. Her memleketin değişik müzik kültürü var. Rus müziği ile Alman müziği birbirine benzemez. Her ülkenin bu konuda şahsi bir dili var. Bu kitapta bilhassa bunu anlatmak istedim. Değişik zamanlarda değişik eserlerin nasıl üretildiğini anlatmak istedim; barok, romantik, modern vs gibi. Mesela Türkiye ziyareti ve Mozart’ın alaturka eseri de var kitapta. Çocukların bu farkları görmesi bilmesi o yüzden çok önemli.

Bu kitap serinin üçüncü kitabı ve bir de müzikal projesi var. Bu süreci biraz anlatabilir misiniz? Nasıl gelişti bu fikir?

Hikâyeyi yazdıktan sonra, çocuklara bunu nasıl aktarabilirim diye düşündüm. Üç kitabın da hikâyesi farklı. İlk kitap orkestradaki enstrümanları anlatıyor. İkinci kitap notaları ve nasıl nota yazıldığını anlatıyor. Bu kitap da değişik bestecileri anlatıyor. Burada amaç bizim mesleğin en önemli yapı taşlarını anlatmak. Bestecileri yazdıktan sonra zaten bunu müzikal dönüştürecek kişiyi bulmuştum. Fabian Künzli ile konuştuk, nasıl bir şey istediğimi anlattım. Ama o süreçte hep benim istediğim gibi olması için kontrol ettim. Hakikaten çok güzel oldu. Çünkü çocukların neyi sevip sevmeyeceğine dair bir tecrübem var. Çünkü bu çok kolay bir şey değil, çocuklar çok hızlı sıkılabiliyorlar ve ilgilerini kaybetmemek zor olabiliyor. Dinliyorlar, ama aynı zamanda izliyorlar da bu yüzden orkestrayı iyi yönetmek çok önemli. 

Türkiye’deki çocukların müzikle ilişkisini ve Türkiye’deki müzikal eğitimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadece Türkiye değil, tüm dünyada bu eğitimin verilmesi çok önemli. Ve şunu söyleyebilirim ki hangi ülkede olursa olsun çocuklar ve klasik müzik konusunda yapılanlar yetmiyor. Almanya’da bile çocuklar için yeni yeni konserler verilmeye başladı. Bundan 10 sene evvel Almanya’da bir orkestrayı yönetmeye gittiğimde çocuklar için de konser yapalım demiştim ve o zaman bu bizim işimiz değil demişlerdi. Eskiden bu kadar yapılmıyordu. Çocuklar için konser sadece 23 Nisan gibi tarihlerle sınırlı olmamalı, bunları çoğaltmak lazım. Okullar içine girmek lazım. Çünkü orkestradakiler profesyonel müzisyenler, bu işi en iyi yapanlar ve bunu en iyi anlatabilecekler yine onlar. Türkiye’deki tüm orkestralar programlarına çocukları da ekleyebilirler, ama tabii bu zamanla gelecek, gelmeye başladı. 

Tilbe Saran’ın sesi projeye nasıl bir ruh kattı sizce?

Çok çok güzel bir yorum yaptı. O kadar renkli anlattı ki ben çok memnun kaldım. Henüz konserde yaşamadık, ama Tilbe’nin çocuklara iyi bir hitabı olacağını şimdiden gördüm ve çok eminim. Bu da çocuk önemli çocuklara hitap edebilmek lazım. Bir çocukla konuşurken onun seviyesine düşerek ama onu ciddiye alarak konuşurum. Onları ciddiye aldığınızı onlara hissettirmeniz lazım, küçük bir çocukla konuşurken çocuk gibi konuşmak ve onla böyle iletişim kurmak çok büyük bir hata. Bazen Türkiye’de bunun çok fazla yapıldığını gözlemliyorum, bu çok sevimli bir şey tabii ama aynı zamanda çocuğu kandırmak demek. 

Çocukluğunuzdan beri sizi etkileyen bir çocuk kitabı ya da bir çocuk kitabı kahramanı var mı?

Benim çocukluğumda bizim televizyonumuz yoktu. Babam biz 13-14 yaşlarındayken aldı. O yüzden biz her cumartesi günü şehir kütüphanesine giderdik. Kardeşimle bizi iki saatliğine oraya bırakırdı ve biz kitaplara bakardık. İki üç kitap alırdık bir haftalığına ve okurduk. Ben deli gibi okurdum çocukken. O gelenek kaldı bende. Yanımda şu an beş kitap var. Kitap okumayı da tıpkı klasik müzikte olduğu gibi çocuklara sevdirmek ve bu alışkanlığı kazandırmak lazım. Telefondan ya da internetten okumakla aynı şey değil bu. Eline bir kitap alarak kendi hayal dünyana da giriyorsun. Çok fazla kitap okudum, tek bir tane favori kitabım var diyemem.

Yeni çocuk kitapları yazacak mısınız?

Bu kitabı bitirirken, “onu da gelecek kitapta anlatırız” diyerek bitirdim. Ama bu üç kitap ile bu seriyi kapatmak istiyorum. İpek Yolu üzerine bir kitap yazmayı düşünüyorum. İpek Yolu üzerindeki enstrümanlar hakkında bir hikâye olacak. Darbuka, kanun, sitar gibi enstrümanların hepsini tanıtmak istemiyorum çünkü bunlar Batı’da çok bilinmiyor. 

Bu kitap biraz daha yetişkinler için mi olacak o zaman?

Çocuklara göre biraz daha büyük bir yaş grubu olabilir belki. Kitaptaki tüm enstrümanları bir araya getirip bir filme dönüştürmek de istiyorum. Niyetim böyle ama bakalım. Daha iki üç senesi var. 

0
2298
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle