29 HAZİRAN, CUMA, 2018

85 Yıllık Sanat ve Fikir Mecmuası: Varlık

Yaşar Nabi Nayır’ın kurucusu olduğu ve ilk sayısı 15 Temmuz 1933’te yayımlanan Varlık dergisi 85 yıllık dolu dolu bir geçmişe sahip. Kültür dünyamızı zenginleştiren Varlık dergisi hakkında yazarların görüşlerini sizlerle paylaşıyoruz. 

85 Yıllık Sanat ve Fikir Mecmuası: Varlık

Temmuz 2018 sayısı Varlık dergisi için oldukça özel bir anlam taşıyor. Yaşar Nabi Nayır’ın kurucusu olduğu Varlık dergisi 1933 yılında yani bundan tam 85 yıl önce ilk sayısını yayımladı. Derginin bu sayısında derginin kuruluşundan günümüze serüvenini Murat Batmankaya “Varlık - Bir Uzun Koşu” başlıklı yazısında; Süreyyya Evren, Varlık’ın 90’lar ve 2000’lerdeki etkinliğini “Ver Bize Bugünkü Dosyamızı da Haydi Varlık” başlıklı yazısında anlatıyor. Nilgün Tutal ise “Varlık: Dostluk ve Bilgi İçin” başlıklı yazısında ise son yıllarına yoğunlaşıyor.

Ayrıca Varlık’ın edebiyat-kültür dünyamızdaki rolü, bir şair/yazar olarak kendi yazınsal serüvenlerindeki yeri, gençlerle ilişkisi, Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nin anlamı, Türkiye’deki güncel toplumsal/siyasi sorunlar karşısındaki tavrı konularında Altay Öktem, Bâki Ayhan T., Behçet Çelik, Birgül Oğuz, Deniz Durukan, Erendiz Atasü, Feyza Hepçilingirler, Gamze Arslan, Gülce Başer, Hüseyin Ferhad, İnci Aral, Mehmet Can Doğan, Metin Cengiz, Murat Gülsoy, Murat Yalçın, Nazlı Karabıyıkoğlu, Nilgün Tutal, Pelin Buzluk, Salih Bolat, Selçuk Altun, Seray Şahiner ve Tuna Kiremitçi gibi yazarlar görüşleriyle yer alıyorlar. Onlar için Varlık

Altay Öktem: “Tarihi onar, yirmişer, ellişer yıllık bölümlere ayrılan, her birinde sistemli şekilde hafızası silinen, sanat, edebiyat bir yana, ne ekonomik, ne siyasi anlamda sürekliliği bulunan bir toplumun edebî hafızası olmayı başarmış yegâne dergidir Varlık.” 

Bâki Ayhan T. :Türkiye’nin neresinde olursa olsun, edebiyata nerede başlarsa başlasın herhalde son 85 yıl içinde Varlık ile yolu bir şekilde kesişmeyen şair yoktur. Varsa da bunu olağanüstü bir durum olarak görmek gerekir.”

Behçet Çelik: Varlık, benim daha yakından takip ettiğim otuz yılı aşkın süre boyunca güncel tartışmalara, siyasi konulara, toplumsal gelişmelere hiçbir zaman uzak durmamış, edebiyat ve kültür dünyasının bu konularda da söz söylemesi gerektiğini savunmuştur. Aynı biçimde edebiyatın felsefe, dilbilim, toplumbilim gibi farklı disiplinlerle arasındaki bağının araştırılmasını da önemsenmiştir. Varlık siyasi veçhesi de olan tartışmalarda özgürlükçü ve çoğulcu bir tutum almaya çalışmış, farklı seslere yer vermiştir. Baskıcı, özgürlükleri kısıtlama yanlısı, eşitlik karşıtı eğilimlereyse hep karşı durmuştur.”

Birgül Oğuz: “2007 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’nü almak günün birinde iyi bir yazar olma fantezilerimi gerçekçi bir umuda dönüştürmüştü. Kaldı ki fanteziden umuda geçiş yaparken yalnız da değildim. Sonuçta mesele yalnızca yazmak değil okunmak ve takdir edilmekti de ve ödül, hiç kuşkusuz, öykü jürisi tarafından –hem de koskoca Varlık dergisinin jürisiydi bu– okunduğum, takdir edildiğim ve onlara göre de bir miktar umut vaat ettiğim anlamına geliyordu.”

Deniz Durukan: Varlık dergisinin merkezde olup herkese eşit mesafede durması, kucaklayıcı olması, farklı yeteneklere kapısını açması onu daha da önemli kılıyor. Özellikle de bugün. Bu, edebiyatta, sanatta bütünü gözetmesi anlamına da geliyor. Varlık, seksen beş yıldır bir çınar gibi ayakta, genç ve dinamik.”

Erendiz Atasü: “Varlık dergisi, (…) düzeyinden asla ödün vermeden, farklı görüşler arasında bir iletişim ve tartışma ortamı olmayı sürdürerek, kanımca, hem demokratik tutuma bir örnek oluşturdu, hem düşünce özgürlüğünün gelişmesine katkıda bulundu. Fildişi kule kimliğine asla özenmedi; ‘Cumartesi Anneleri’nden, anayasa değişikliklerine kadar can yakıcı tüm güncel sorunlarla düşünsel boyutta ilgilendi.”

Feyza Hepçilingirler: Varlık’ın Nisan 1982 tarihli 895. sayısında Konur Ertop’un benimle yaptığı bir söyleşi yayımlanmış. Konur Ertop, Varlık’ın yayın yönetmeni o sırada. Ben de Akademi Kitabevi Öykü Ödülü’nü kazanmışım. Konur Ertop, Varlık’ın Cağaloğlu’ndaki bürosuna davet etmiş beni. Heyecandan içim içime sığmıyor. Bir arkadaşımla gidiyoruz. İzmir’de yaşıyorum o zaman. Daha sonra Buca Eğitim Fakültesi adını alacak olan yüksek öğretmen okulunda hocayım. ‘Kendinizi tanıtır mısınız?’ ile başlayan, daha çok ödüllerin işlevi ve yazar - okur ilişkisi üzerinde duran bir söyleşi yapıyoruz. Sonrasında derginin yayımlanmasını beklemek daha büyük bir heyecan. Kolay değil. Adımı ilk kez Varlık’ta göreceğim. Yeniden ödül kazanmak gibi bir şey...”

Gamze Arslan: Varlık dergisinin 85 yıldır gençlerle kurduğu bağı, kimsenin duyamayacağı sesleri duyurabilmesi ve bu seslerin dalga dalga yayılmasını sağlaması açısından çok kıymetli buluyorum.”

Gülce Başer: “Yarın ne olur, bilemeyiz. Ancak şurası kesin ki, yüksek edebiyatın son okuru ölene dek Varlık dergisi ülkenin en kritik edebiyat noktası olmayı sürdürecek. Varlık, belki de, iyi edebiyat yapma tutkusuyla yola çıkan genç edebiyatçıların iradesiyle varlığını sürdürecek.”

Hüseyin Ferhad: “Varlık, denilebilirse, okuma sürecimin ilk sorular girdabıdır, yazı hayatımın da bitmek bilmeyen ünlemler, heyecanlar silsilesi. Hâlâ, evet.”  

İnci Aral: “1977’de Manisa’da öğretmendim. Bir yandan da ilk öykülerimi yazıyordum. İlk iki öykümü Varlık’a gönderdim. Çok geçmeden de Yaşar Nabi’den bir mektup aldım. 30.3.1977 tarihli, yarım dosya kâğıdına daktiloyla yazılmış mektupta bekletmeden okuduğu öyküm için ‘Büyük başarı’ sıfatını kullanıyor, uzun zamandır bu türde çalışmış olanlara özgü bir olgunluk ve güçle, gerçek bir sanatçıyla karşılaştığını söylüyordu. Öykümü sırayı bozarak hemen, Mayıs sayısında yayımlayacaktı. Mektubunu, ‘Umarım ki edebiyat dünyamıza yeni bir usta hikâyeci, hatta neden olmasın, bir üstün romancı kazandırırsınız. Bence bu güç sizde var. Yeni başarılarınızı dikkatle izleyeceğim,’ diye bitirmişti. Varlık, sayısız yazarın yetiştiği bir edebiyat okulu, Yaşar Nabi o okulun ordinaryüs profesörüydü. Pek çok has yazarımızı keşfetmiş, ilk eserlerini yayımlamış önemli bir edebiyat adamı ve yayıncının Anadolu’da yaşayan, adı sanı duyulmamış bir genç yazara gösterdiği ilgi beni çok duygulandırdı. Bu edebiyata duyulan yoğun sevgiden doğan olağanüstü bir destek ve yüreklendirmeydi.”

Mehmet Can Doğan: “Bütün olarak bakıldığında Varlık’sız bir çağdaş Türk edebiyatı tarihi yazılamayacağı açıkça görülür.”

Metin Cengiz: “Gördüğüm kadarıyla Varlık dergisi yalnızca bana değil, çıkışı nerede ve hangi dergide olursa olsun her edebiyatçı ve şaire büyük katkısı olan merkez bir dergi. Varlığı artık yaşadığımız topraklarda soluk alıp veren kültür dünyamızın derinliklerine işlemiş durumda.”

Murat Batmankaya: Varlık, ilk sayıdan bu yana ‘yenilik’lerin dergisi olma iddiasını ve işlevini sürdürme gayretiyle kültür dünyamızdaki önemini korumaktadır hâlâ. Okura ulaştığı müddetçe de bundan vazgeçmeyecek gibi…”

Murat Gülsoy: “15 Temmuz 1933’ten bu yana 85 yıl geçmiş. Edebiyat ve sanat alanlarında elbette çok yol kat edildi. Yüzlerce dergi çıkarıldı, yüzlercesi de belirli bir süre yaşadı ve sonra veda etti. Ama Varlık ilginç bir şekilde bir kutup yıldızı gibi varlığını hep sürdürdü. Sadece bu bile kendi başına çok önemlidir. Çünkü artık büyük bir Varlık külliyatı oluşmuştur. Dergiler edebiyatın en canlı dokularıdır, her zaman dile getirilir bu düşünce. Doğru ama eksik bir düşünce. Dergiler aynı zamanda edebiyat hayatının seyir defterini de tutarlar, bir zamanlar Yaşar Nabi’nin Varlık Yıllıklarında yaptığı gibi... Ancak seçilip derlenmiş bir yıllıktan fazlası vardır o dergilerin sayfaları arasında. Bunca zaman edebiyat alanında neler tartışıldı, hangi konular nasıl ele alındı, kimler görüldü, kimler atlandı, edebiyat hangi etkilere açıldı, hangilerine kapalı kaldı, yazarlar nasıl doğdu, gelişti, olgunlaştı, Varlık dergisinin kararlı yayıncılığı sonucunda tüm bunların kaydının tutulduğu bir arşiv ortaya çıktı. Şu anda Varlık dergisi aboneleri internet üzerinden eski sayılarının tümüne ulaşabiliyor. Zamanda yolculuk yapmak gibi zevkli ve heyecanlı bir uğraş eski sayıların sayfalarında gezinmek. Eleştirmenlerin, edebiyat tarihçilerinin ve sosyologlarının Cumhuriyet tarihinin edebiyat ve sanat belleği niteliğindeki bu arşiv malzemesi üzerinde çalışarak son derece zengin tezler ortaya çıkaracaklarına inanıyorum.”

Murat Yalçın: “Rüştünü ispat etmiş şehirlerdir saat kulesi olanlar. Bütün saatler bozuk olabilir, durabilir, umursamayız ama kuledeki saatin ileri gitmesine, geri kalmasına, hele hele durmasına hiç katlanamayız. Ayrıca kendi saatlerimiz doğru olsa da gözümüz oraya gider, zamandan emin olmak isteriz. Saat kuleleri aynı zamanda buluşma, tanışma yerleridir. Gölgesinde kimseyi beklemeseniz de yalnızlığınızı giderir. Varlık da edebiyatımızın böyle bir simgesidir. Orada çıkan öykümle yazarlığım “resmiyet” kazandı. Edebiyat ortamının kokusunu duyduğum, yayıncılık eğitimi gördüğüm, az zamanda çok şey öğrendiğim, pek çok şairi, yazarı tanıdığım bir yerdi.”

Nazlı Karabıyıkoğlu: Varlık, edebiyatın bir köşesinden tutan her insanın hayatına bir şekilde giriveren, ‘hep orada olduğunu’ bildiğimiz eski bir dosttur. İlk öykü, ilk şiir ya da ilk yazısı Varlık’ta çıkmış birinin bundan gururla bahsetmediğini hiç duymadım. Kariyerinin başında yazar adayları için bir onay mekanizması olmasındandır bu belki, çünkü kurulduğundan bu yana Varlık’tan kimlerin gelip geçtiğini biliriz. Anamız ya da babamız saydığımız yazarlarla aynı yayında, benzer sayfalarda yer almak, vakti zamanında onların geçtiği yollardan geçiyor olmak heyecanı diri tutar. Varlık, bir şeyin parçası olmaktır, rolleri net çizilmemiş bir ailenin ya da sınırı belirlenmemiş bir dostlar grubunun.”

Nilgün Tutal: “Bir edebiyat ve kültür dergisi olarak Varlık Türkiye’deki dergilerin ömrüne bakıldığında bereketli ve uzun sayılabilecek yaşam süresinde edebiyat ve kültürün içinde üretildiği yer ve zamanın karakterine özen göstermiş ve dikkatini esirgememiş bir dergi kimliğine sahiptir.”

Pelin Buzluk: “Belki kulağa klişe gelecek ama köklü dergiler yazarlar için bir okul işlevi görüyor. Varlık da bana öncelikle yalnızca okuruyken ve sonraları sayfalarında öykülerimin yer almasını isterken epey yol kat ettirdi.”  

Salih Bolat: “Varlık Yayınları’nda sekiz kitabım yayınlandı. Varlık dergisinde yaklaşık kırk yıldır şiir ve yazı yayınlıyorum. Açıkça belirtmeliyim ki, her zaman, yayınevinin ve derginin arkasında hiçbir banka, holding ya da siyasal bir gücün olmadığını bilmenin vicdan rahatlığı içinde oldum. Yanlış anlaşılmasın, elbette bir yayınevinin arkasında yayıncılık dışı faaliyet gösteren bir finans kaynağı olabilir. Ama ben kendi adıma hep ‘yayıncılık, yayıncının işidir’ diye düşünmüşümdür. Ayrıca Varlık Yayınları’nın ve dergisinin ideolojik yelpazesinin başlangıcındaki açısından pek şaştığını söylemek haksızlık olacağı gibi, daha da genişlettiğini söylemek doğru olur. Elbette kendini teknik olarak gelişen zamana uydurmasını bilen dergi, içerik olarak da belli bir dinamizmin, belli bir organik yapılanmanın gerisine düşmemiştir. Bir kültür dergisi olarak Varlık, toplumsal sorumluluğunu olabildiğince yüksek düzeyde gerçekleştirmiş, edebiyat ve kültür sanat yaşamımıza önemli entelektüeller, sanatçılar kazandırmıştır.”

Selçuk Altun: “Nicedir Varlık dergisinin temmuz sayısında, Selçuk Altun’un bir şükran ilanı yayımlanır. Bu yılınkinde, ‘54 yıldır okuma tutkumu ateşleyen VARLIK 85 yaşında! Yaşar Nabi başta olmak üzere, onu var edenlere teşekkürlerimi sunuyorum… Selçuk Altun, Okuryazar’ duygusu yer alacak.”

Seray Şahiner: Varlık benim için, sevdiklerimi okumak için olduğu kadar sevdiklerimin beni okuması için de bir fırsat oldu. Bir de, ilk cesaret…”

Süreyyya Evren: Varlık demek benim için önce bir edebiyatçı olmak demek. Yazı insanı, yazı dünyasından, mürekkep yutmuş, meşgalesi yazın, yazınla hemhâl olanlardan. Babıâli demek, Cağaloğlu demek, dergicilik demek, geleneğe bağlanmak ve geleneğe kendi meşrebimce yeniliği taşıyabileceğim bir kanal bulduğuma, bana bir platform verildiğine inanmak demek. En güzeli de, pek çokları için ne demekse benim için de o demek, ve bu ortaklığın da tadı demek.”

Tuna Kiremitçi: “1990 kışıdır… Berlin Duvarı henüz yıkılmış, güzelim Yugoslavya dağıldı dağılacak, internetin bilinçlerimizi birbirine bağlamasına az kalmış. Kıyamet alâmetleriyle yeni bir çağ heyecanının buluştuğu, siberpunk bir atmosfer. Gelecekten habersiz bir delikanlı, Taksim-Eminönü otobüsünden iniyor: Sırtında kışın şerrinden korumayan mont, koltuğunun altında içinde şiirler olan dosya. İstikamet, Varlık’ın Cağaloğlu yokuşunun ortasındaki yazı işleri... Cebinde, üzeri Varlık amblemli zarf. Zarfı sonbaharda yatılı okula döndüğünde, Galatasaray Lisesi’nin emektarı Ayı Ramo’dan aldı. Mektup yayın yönetmeni Enver Ercan imzalı. Antetli kâğıda ve kan kırmızısı mürekkeple: ‘Şiirleriniz belli bir düzeyin üzerinde. Başka şiirleriniz de varsa gelin, görüşelim.’” 

0
3056
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle